Konuşulacak bütün kelimeleri tüketmiş olmama imkan yok.
Ama yok işte.
Koca bir hiç olmasından nerdeyse mutlu olacağım.:)
İşitsel bir boşlukta ya bu zihin;
Uzak ve yakın olmanın cefasından bağımsız bir günce içi günahlarım .
İki dudak arası mahkum kul olmaz bu ten...
Yazılmamış satırlar mı bu sevginin evcilleştirdiği?
Bir tını ezelden...
İki boğum arası özgürlük martavalları...
Leylak kokan masumiyet...
Ve perde!
İşte ışık....
Küçük umutlara gebe fikirlerim.. ruhumda huzur; zihnimde devrim, ilerlemekteyim...
8 Ekim 2009 Perşembe
enteresan bir mevzu bulamadık işte içiyoruz bu duruma
Lütfen bir rakı doldur!
Az da kavun sofrada...
Peynirse müsesseseden...
Bir de şarkı rica etsem!
En demlisinden ama.
Unutuyordum az kalsın, bana eşilik eder misin?
Çok sıkıcı sayılmam bak :=)izlemek bile kafi...
Neye içelim sen söyle!
Şu fesleğende nasıl güzel kokar ...
Hadi ona içelim bu gece ;
kavuna içelim, sokaktaki lambaya ,damdaki kediye, öten baykuşa, parktaki adama içelim, gecenin soğununa, teleskopun ucundakine içelim,mutfaktaki karıncaları es geçersek ayıp olur .
İşte içelim ya dostum çok sebeb var işte sorma haydi içelim.
Az da kavun sofrada...
Peynirse müsesseseden...
Bir de şarkı rica etsem!
En demlisinden ama.
Unutuyordum az kalsın, bana eşilik eder misin?
Çok sıkıcı sayılmam bak :=)izlemek bile kafi...
Neye içelim sen söyle!
Şu fesleğende nasıl güzel kokar ...
Hadi ona içelim bu gece ;
kavuna içelim, sokaktaki lambaya ,damdaki kediye, öten baykuşa, parktaki adama içelim, gecenin soğununa, teleskopun ucundakine içelim,mutfaktaki karıncaları es geçersek ayıp olur .
İşte içelim ya dostum çok sebeb var işte sorma haydi içelim.
sırasındankopamayancıklarsırası
bir çığlık;
iki yankı...
üç çapıldı
bir volkan!
beş bu değil!
dört ahmalık müzesi...
bir çehrenin kokusu
üç maskeler.
kırk kötek,
bir suskun...
iki kupa kızı
altı üstü sek rakı...
üçü beji geçmez ki...
iki yankı...
üç çapıldı
bir volkan!
beş bu değil!
dört ahmalık müzesi...
bir çehrenin kokusu
üç maskeler.
kırk kötek,
bir suskun...
iki kupa kızı
altı üstü sek rakı...
üçü beji geçmez ki...
sanırım bir teşekkür borçluyum.
"Arta kalan bütün baharları sildim bir sağnak yağmur eşliğinde...
Yapraklarımı toplasam ne olur şimdi batan güneşin kızıllığında!
Ayaz kesmiş içim oysa, bir ben bilmiyorum.
Soğuk bir yaz akşamı yeşil ve mavinin arasında, ve yıldızlar beni söyler, semada sen ...
Aramıyorum belki...
Bilmemekse ayıp geliyor.
Kötü bir itirafçı olsam gerek.
Utanmıyorumda.
Korkaklıktan feragat edeli de çok mu oldu ne!
Ama şimdi değil diyor akrep yelkovana ;
Zaman benim bildiğimden az ötede işliyor işte...
Ben mi ?
Sanırım bir teşekkür borçluyum
Yoklukla varlık arasındaki huzuru yaşıyorum ya sevgili.
Sen mi?
Senin olmadığın ve bilmediğin var mı ki?"
............
.........
.....
Yapraklarımı toplasam ne olur şimdi batan güneşin kızıllığında!
Ayaz kesmiş içim oysa, bir ben bilmiyorum.
Soğuk bir yaz akşamı yeşil ve mavinin arasında, ve yıldızlar beni söyler, semada sen ...
Aramıyorum belki...
Bilmemekse ayıp geliyor.
Kötü bir itirafçı olsam gerek.
Utanmıyorumda.
Korkaklıktan feragat edeli de çok mu oldu ne!
Ama şimdi değil diyor akrep yelkovana ;
Zaman benim bildiğimden az ötede işliyor işte...
Ben mi ?
Sanırım bir teşekkür borçluyum
Yoklukla varlık arasındaki huzuru yaşıyorum ya sevgili.
Sen mi?
Senin olmadığın ve bilmediğin var mı ki?"
............
.........
.....
ne söylenir hiç bilemem durumunda olmanın yersiz kaldığı zamanlarda konuş derim....hem de avaz avaz.
Verilebilcek en güzel cevap bekleniyor bu dukaklardan biliyor musun?
Suç mahalinde ikimizde yoktuk aslında....
Öfkeden kopan içimin kopuk telerinin sesinde şarhoşum şimdi...
Benden çıkan sesi biliyorsun!
Şimdi seni dinlemek istiyorum hem de tüm sessizliğimle..
Suç mahalinde ikimizde yoktuk aslında....
Öfkeden kopan içimin kopuk telerinin sesinde şarhoşum şimdi...
Benden çıkan sesi biliyorsun!
Şimdi seni dinlemek istiyorum hem de tüm sessizliğimle..
için için sesler
Hiç göktaşı yağmuruna tutuldun mu sen?
Gökten üzerimize serpilen ışık zerreleri...
Ay'ın tebesümü üstümüzde,bak işte!
Bu karanlık değil biliyorsun!
Hadi aç gözlerini, aç ne olur...
Bak bana ;
Bak;
Bu ışık senin için.
Gökten üzerimize serpilen ışık zerreleri...
Ay'ın tebesümü üstümüzde,bak işte!
Bu karanlık değil biliyorsun!
Hadi aç gözlerini, aç ne olur...
Bak bana ;
Bak;
Bu ışık senin için.
16 Temmuz 2009 Perşembe
eşelenen toprakta bitenlerden arta kalanlar...
çok ağır sözler sarfetmeye ne hacet!...
dinlemek, söylemlerden çok daha konuşkan. zira; bakınız sırasıyla...
uzak kokan bir mektup
kapının ardında bir ses...göğe gülen bir çift göz...ve uzak kokan bir mektup...kırmızı mührün altından sızan munzur bir tını...ecele faydası olmayan korkudan uzak,itinayla açılsa da beyaz altı iç döküntüleri,okunamaz hiç bir dem.firarı bekleyen bir kalem...ve uzak kokan bir mektup özlenir şimdi.
04,04,09çakılı mercan
kımıldamamak zamanda...
biçilen bedel bu faniye...
sağır, dilsiz, kör bir hiçlik abidesi bu mercan
ödül;
anlamlandırmak yarası....
ceza ;
çarka dönen ödülün iç mihrabı...
bana sormuyorlar ki?
hep yeni bir ses duyuyor anı yararak camı parçalayan.
susar çoğu kez ya da tepkiden yoksun bakışlarla süzer bedeni.
kabını beğenmeyen bir çoşkunun eseri oysa, bilmez ama hiç.
cüretkar mıdır?
belki.
istikrarsızlık meselesi mi?
kimbilir....
sese ne mi oldu dersin?
çıkacağı ve saplanacağı yeri düşünüyor şimdilerde.
peki ya cam parçaları?
ilginç ama kanatmıyor ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)